KANSER OLMAK VE ÖLMEK İSTEMİYORUZ!!!

TARIM İLAÇLARI
KIRMIZI REÇETE
İLE SATILMALIDIR

BASIN BİLDİRİSİ

Yine zehirli domatesler, kirazlar, biberler gümrük kapılarından dönüyor. Fındıklar, patlıcanlar, salatalıklar, çilekler.

Türkiye de iç piyasa ucuzluyor, halk zaten aç, millet zaten yoksul, ucuz mala hücum ediyor bol bol yiyor.

Sebze, meyve ile birlikte ne yiyor. Tarım ilacı kalıntılarını. Yıkamakla ya da sirkeli su ile geçer mi bu. Keşke geçse. İçine girmiş, özünü kaplamış olan tarım ilaçları vücudumuza alınınca, mide ve kolon ile temas ediyor mide ve kolon kanserine yol açıyor.

İnce barsaktan emilerek kan yoluyla tüm vücuda yayılıyor. Kromozomlarda genetik hasara yol açıyorlar, kemik iliğinde kök hücreleri zedeliyorlar. Başta lösemi ve lenfoma olmak üzere meme, akciğer vb. kanserlere neden oluyor.

İnsanlar bir kere yemekle olur mu kanser, işte bak ben yiyorum bir şey olmuyor. Bu komik sözlere verilecek cevap; kanserojen maddeler vücutta birikerek tetikleyici rol oynarlar. Genetik değişikliklere yol açarlar. Ortaya çıkış zamanı doza ve kişiye bağlıdır.

Bundan en çok kimler zarar görüyor. En çok ne yazık ki küçük çocuklar ve 65 yaşın üzerindeki yaşlılar zarar görürler. Onlardaki toksit etkiler çok daha çabuk ortaya çıkar. Hatta anne karnındaki bebekler en küçük dozlarda bile etkilenirler. Düşükler, parmak, organ anormallikleri, prematüre doğumlar ve kansere neden olurlar.

Bu tarım ilaçları masum ilaçlar değil midir?

Tarım ilaçları en ağır kimyasallardır. Doğrudan sulandırmadan bir tatlı kaşığı bile içseniz, hemen öldürücüdür. Ne yazık ki bu kadar ciddi bir zehir tamamen kontrolsüz satılmakta ve bilinçsiz kullanılmaktadır.

Köylümüz uzun vadeli yan etkilerini bilmediği için üretimi kurtlanmasın diyerek 1 ölçek yerine 10 ölçek atabilmektedir. Hâlbuki bu zarar çevre yoluyla önce kendisine gelmektedir (ona da kanserojendir). Konuştuğumuz köylüler tarım ilaçlarının kanser yaptığını, kendisinin yüzünden çocukların lösemi olabileceğini söylediğimizde büyük suçluluk ve pişmanlık duymaktadır.

TARIM İLAÇLARI NEDEN KIRMIZI REÇETE İLE SATILMALIDIR?

Doktorlar uyuşturucu ilaçları kullanımını kontrol altına alabilmek için kırmızı reçete ile yazmakta, eczanelerde kırmızı reçete olmadan bu ilaçları satmamakta ve sattıkları uyuşturucu ilaçları reçetesi ile birlikte kayıt altına almakta tarihini, dozunu, yazan doktoru, hastanın adını vs. resmen uyuşturucu defterine girmektedir. Bunu da ayrıca Sağlık Bakanlığına bildirmektedir.

Çok zehirli olan tarım ilaçları da aynen kontrol altına alınmalıdır.

1-) Gümrükten girdiği andan itibaren resmen kayıtlara alınmalıdır.

2-) Tarım ilaç satış noktaları daha sıkı denetlenmeli, herkese ruhsat verilmemeli, satacak kişiler mutlaka ziraat mühendisi olmalıdır (eczacı gibi).

3-) Üretici tarım ilacını bu konuda ihtisaslaşmış UZMAN ZİRAAT MÜHENDİSİ reçetesi olmadan satın alamamalıdır.

4-) Satılan tüm tarım ilaçları, resmi kayıtlara girmeli ve resmi makamlara bildirilmelidir.

5-) Kontrollü kullanılan tarım ilaçlarının kullanımları yine uzman ziraat mühendisleri tarafından tarlada denetlenmelidir.

6-) Tarladaki ürünün kontrolleri sıklaştırılmalı, ürün sevk edilmeden önce o tarladan ve o üründen sorumlu ziraat mühendisleri tarafından “imzalı kontrol edilmiştir” belgesine sahip olmalıdır.

7-) Sebze hallerinden ve pazar ile alış veriş merkezlerinden sık sık numune alınarak analizler yapılmalı ve sonuçları halka açılmalıdır.

8-) Tüm bu denetimler Bağımsız Kuruluşlarca yapılmalıdır. Avrupa Akreditasyon işbirliği programı (EA) üyesi, güvenilir kuruluşların resmi raporları istenmelidir.

Tüm bu kurallara uymayan üretici veya satıcılara yüksek cezalar uygulanmalı ve teşhir edilmelidir.

Bilerek ve isteyerek birden çok kişiyi kanser hastası yaparak, ölümüne neden olmaktan ve devletin sağlık ve sosyal güvenlik kuruluşlarını zarara uğratmaktan cezalar verilmelidir.

Yıllardır radyasyonlu çayları içen, aflatoksinli fındıkları, zehirli meyveleri çocuklara yediren, kimyasal katkılı, hormonlu sebze ve meyvelerin satışına ses çıkarmayan herkesin dahil bu önerilerimize katılmasını bekliyoruz.

Gazete ilanlarımız üzerine vakfımıza gelene binlerce teşekkür mesajı halkımızın bu konuda ne kadar duyarlı ve korunmaya muhtaç olduğunu göstermektedir.

Çocuklarımız şöyle haykırıyorlar;

“KORU BENİ ANNECİĞİM.
HASTA OLMAK VE ÖLMEK İSTEMİYORUM.”

Kendimizi düşünmüyorsak çocuklarımızın sesine kulak verelim. Sizler sözde yazıyorsunuz ama bizler gerçek hastalarla iç içeyiz.

Saygılarımızla,