|
Lösemi Nedir? | Tedavi Metodları | Kemik İliği Nakli Nedir? | Lösemide Sözlük
A
Akut:
1- Keskin; şiddetli; ağır.
2- Aniden şiddetli belirtilerle başlayan fakat kısa seyir
izleyen; akut.
Alopecia:
(Alopesi)
Saçların kısmen veya tamamen dökülmesi; saç dökülmesi.
Anemi:
Çeşitli sebeplere bağlı
olarak kanda eritrosit sayısının azalması, hemoglobin ve
hematokrit değerlerinin normalin altına düşmesiyle belirgin
durum; kansızlık; anemi.
Antiemetic agent:
Kusmayı önleyici veya
durdurucu ilaç.
Akut lösemi:
Hızla
ilerleyen lösemi.
Allogeneic bone marrow
transplantation:
(Alojenik
Kemik İliği Nakli)
Hastanın kemik iliğini genetik olarak aynı olmamasına rağmen
uyuşabilir bir donörden aldığı prosedür.
Antibiyotik:
1-
Antibiosis ile ilgili 2- Bazı mantar (küf) ve bakterilerden
elde edilen, keza sentetik olarak da hazırlanan
mikroorganizmalar üzerine öldürücü veya gelişmelerini
durdurucu etkiye sahip madde; antibiyotik.
Anticonvulsant:
Konvülsüyonları durduran, önleyen veya kontrol eden ilaç.
Aplastic anemia: (Aplastik
Anemi)Kemik
iliğinin hücre üretmesindeki başarısızlığından kaynaklanan
kanın bazı yerlerindeki yetersizlik.
Absolute neutrophil count (ANC);
absolute granulocyte (AGC):
Kişinin enfeksiyona karşı
savaşabilme belirtisini veren kandaki toplam nötrofil sayısı.
ALL:
ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi). Löseminin ağırlıkla çocuklarda
ortaya çıkan, olgunlaşmamış lenfoblastların frenlenmeyen
üretimi olarak tanımlanan akut bir şekli.
AML:
AML (Akut Myeloblastik Lösemi)
Löseminin olgunlaşmış ve olgunlaşmamış anormal granülositlerin
büyük bir hızla artışı ile tanımlanan akut bir şekli.
Alojenik Nakil:
iliğin başka bir kişi
tarafından bağışlandığı kemik iliği nakli şekli.
B
Bone marrow transplant:
(Kemik İliği
Nakli)Vericiden alınan kemik iliğinin ven yoluyla alıcı
dolaşımına verilmesi; kemik iliği nakli (kemik iliği, sternum
veya ilium’dan aspirasyon yoluyla alınır. Allogeneic
(Alojenik) Kemik iliğinin bir kişiden (donör) başka
bir kişiye verilmesi. Autologous
(Otolog) Kişinin önceden çıkarılmış ve saklanmış
kendi kemik iliğinin infüzyonu. Syngeneic
(Eşsoylu) Kemik iliğinin aynı olan
ikizlerin birinden alınıp diğerine verilmesi.
B cells:
(B
hücreleri)
Kemik
iliğinde gelişen ve antikor kaynağı olan beyaz kan hücreleri.
B lenfositleri olarak da bilinir.
Basophil:
(Bazofil)
Bir çeşit beyaz kan hücresi.
Bazofiller grönülositlerdir.
Bioimmunotherapy:
Bağışıklık sisteminin enfeksiyon ve hastalıklara karşı
savaşabilme yetisini uyarmak veya iyileştirmek için yapılan
tedavi.
Biological therapy:
(Biyolojik terapi) Vücudun bağışıklık sisteminin kansere karşı
savaşmak ya da bazı kanser tedavilerinin yan etkileri azaltmak
için direkt veya dolaylı olarak kullanımı.
Biopsy:
(Biyopsi) Mikroskopik muayene için alınan doku parçası.
Blasts:
Olgunlaşmamış kan hücreleri.
C
Cancer:
(Kanser) Habis
hücrelerin kontrol edilemediği ve vücudun diğer parçalarına
yayıldığı bir hastalık.
Carcinogen:(Kanserojen)
Kansere neden olan madde. Örneğin sigara içinde var olan
nikotin kanserojen bir maddedir.
Central venous catheter:
Kalbin yanında
geniş bir damara cerrahi olarak yerleştirilen ve göğüs veya
karından çıkan özel bir intravenöz tüp.
Kateter ilaçları, sıvıları veya kan ürünlerini vermeye ve kan
numuneleri almaya yarar.
Chemotherapy:
(Kemoterapi) Kanserin
ilaçlarla tedavisi.
Terim genellikle kanseri tedavi etmek için verilen hücreleri
tahrip edici ilaçlar için kullanılır.
Adjuvant chemotherapy
Genellikle tüm bulunan tümörler cerrahi
ya da ışın tedavisi ile alındıktan sonra, kalan kanser
hücrelerini öldürmek için verilen kemoterapi.
Combination chemotherapy Kanser tedavisi süresince birden fazla
ilacın kullanılması.
Chronic:
(Kronik) Uzun zamandan beri
süren.
Colony-stimulating factor (CSF):
Kemik iliğinin
daha fazla hücre üretmesini sağlamak için kullanılan enjekte
edilebilir madde.
Carcinoma:
(Karsinoma) Epitelyal hücrelerden gelişen kötü huylu tümör
(oluştuğu yerdeki tahribatına ilaveten komşu dokulara yayılma,
lenf yollarıyla uzak organ metastazları gösterir.
Cauterization:
Anormal
hücreleri yok etmek için ısı kullanımı.
Cell:
(Hücre)
Her organizmanın temel birimi.
Cell differentiation:
(Hücre Farklılaşması)
Hücrenin yapı
veya görev bakımından kendine has özellik taşıyacak şekilde
gelişmesi; farklılaşma.
Chronic leukemia:
(Kronik Lösemi) Yavaş ilerleyen lösemi.
CNS prophylaxis:
Merkezi sinir sistemine yapılan kemoterapi veya radyasyon
tedavisi.
Colony-stimulating
factors:
Kan
hücrelerinin üretimini sağlayan maddeler. CSF ile tedavi, kan
oluşturan dokunun, kemoterapinin ve ışın tedavisinin
etkilerinden kurtulmasına yardımcı olabilir.
Combination
chemotherapy:
(Kombinasyon Kemoterapi)
Daha etkili sonuçlar elde etmek için iki veya daha fazla
kimyasalın kullanıldığı tedavi.
Computed tomography:
(Bilgisayarlı Tomografi)
Hasta çevresinde dairesel dönüş gösteren x ışını tüpünden
dokulara geçen ışınların dedektörler aracılığı ile
kaydedilerek bilgisayardaki matematiksel işlem sonucu,
incelenen vücut bölgesi veya organın kesitler halinde
görüntülenmesi; bilgisayarlı tomografi (monitör ekranında
siyah-beyaz veya renkli olarak beliren görüntü, filme
alınır).
CBC (complete blood count):
(Tam kan sayımı)
Kanın bir milimetreküpündeki etritrosit, lökosit ve trombosit
miktarının sayımı.
Chronic myelogenous leukemia (CML):
(Kronik miyeloid
lösemi) Yavaş ilerleyen bir hastalıktır ve kemik iliğindeki
grönülositlerin
artmış üretimi olarak tanımlanır.
Consolidation:
(Konsolodisyon)
Hayatta kalan kanser hücrelerini yok etmek için yeni ilaç
kombinasyonları oluşturan protokol.
Cytomegalovirus (CMV):
İmmünosupresyonlu
hastalarda öldürücü enfeksiyonlara neden olabilecek herpes
virüsler grubundan bir tanesi.
Cytotoxic:
(Hücre öldürücü) Hücrelerin
ölümüne neden olan.
D
Donor:
(Donör) Kan, kemik iliği vs
bağışında bulunan kişi;
verici.
Drug resistance:
(İlaç Direnci) Hücrelerin
belirli bir ilacın etkilerine direnç gösterebilmesinin sonucu.
Dysphagia:
(Disfaji)Yutma
güçlüğü.
Dyspnea:
Nefes almada güçlük veya acı;
nefes darlığı.
Dysuria:
Zor ya da ağrılı idrar yapma;
disüri.
Diagnosis:
(Tanı) Hastalığın teşhisi; tanı; belirtilere göre ait olduğu
hastalığın belirlenmesi; teşhis koyma; diagnoz.
Delayed intensification:
Kalan kanser
hücrelerini öldürmek için tedavi.
E
Electrocardiogram (EKG or
ECG): Kalbin
elektriksel faaliyetinin kayıtlarını alan test;
elektrokardiyograf ile elde edilen çizelge.
Erythrocyte:
(Alyuvar)
Oksijeni vücudun hücrelerine
taşıyan ve karbondioksiti uzaklaştıran kırmızı kan hücresi;
alyuvar; eritrosit.
Extravasation:
(Ekstravasyon)
İntravenöz sıvıların ya da ilaçların infüzyon bölgesini
çevreleyen dokuya sızması.
Bu doku hasarına yol açabilir.
Erythroleukemia:
(Eritrolösemi)
Kanda genç eritrosit ve lökositlerin aşırı miktarda artışı ve
bir kısmının atipi göstermesi ile belirgin öldürücü seyir
gösteren ağır anemi; eritrolösemi.
Etiology:
(Etyoloji) Hastalık
sebeplerini araştırıp inceleyen bilim dalı..
F
Fluoroscopy:
(Flüoroskopi) İç organları
hareket ederken izlemeyi mümkün kılan bir x-ışını yöntemi.
Fluorouracil:
Bir antikanser ilacı;
sitostatik olarak kullanılan bir ilaç.
Follicles: (Folikül)
Saçın uzadığı kesecikler;
küçük kese veya kese şeklinde oluşum; özellikle salgı yapan
kese şeklinde küçük bez; folikül.
Fractionation: (Damıtma)Toplam
radyasyon terapisi dozunu daha küçük, eşit birkaç doza bölerek
birkaç günde verme.
Finger poke:
Labratuvar teknisyeninin
küçük bir kan örneği almak için parmak ucunu delmesi.
G
Granulocyte: (Granülosit)
Bakteriyi öldüren bir çeşit beyaz kan hücresi;
sitoplazmasında granüller gösteren lökosit; granüllü
lökosit; granülosit.
Gene:
(Gen) Kromozom üzerinde yerleşmiş, kalıtsal özellikleri
taşıyanirsiyet birimi; genetik unsurun -ultramikroskopik- en
küçük parçası; gen.
Gene deletion:
(Gen
Kaybı)
Bir
genin tamamen kaybedilmesi veya eksikliği.
Genetic:
(Genetik)
Genlerdeki DNA ile aileden çocuklara geçen, kalıtsal; genlerle
ilgili.
Graft-versus-host disease:
(Graftın
Alıcıyı Reddi)
Nakledilen kemik iliğinin hastanın kendi dokusuna verdiği bir
tepki;
Graft:
Bir kişiden (donör) alınıp
diğerine (alıcı) nakledilen doku.
H
Hematologist:
(Hematolog) Kan ve
kemik iliği sorunlarında uzmanlaşmış doktor; hematoloji
uzmanı; hematolojist.
Hematology:
(Hematoloji) Kan, kan
yapıcı organlar ve kan hastalıkları ile ilgili tıp dalı..
Hormones:
(Hormon) İç salgı bezi
tarafından salgılanarak kana geçen madde.
Human leukocyte antigen
test (HLA):
(Lökosit antigen testi) Donörle alıcının kanlarının
veya kemik iliğinin nakil için uygun olup olmadığını görmek
amacıyla yapılan özel bir kan testi.
I
Immunity (Immune system):
(Bağışıklık
Sistemi) Vücudun hastalık veya alerji oluşturan etkene karşı
önceden direnç kazanması hali; bağışıklık; immunite.
Immunosuppression:
(immünosupresyon )
Vücudun antijene karşı göstereceği cevabın önlenmesi;
özellikle doku implantasyonunda vücudun dokuyu kabullenmesi
için bağışıklığın ortadan kaldırılması.
Immunotherapy:
(immünoterapi) Herhangi bir antijen’e karşı vücutta
yapay bağışıklık oluşturma; bu amaçla yapılan tedavi.
Infiltration:
(İnfiltrasyon)
Sıvının veya ilaçların
dokulara sızması ki bu şişliğe neden olabilir.
Infusion:
(İnfüzyon)Sıvıları veya
ilaçları yavaş şekilde ven içine veya deri altına verme.
Infusion pump:
(İnfüzyon pompası) Ölçülmüş miktarlarda sıvı veya
ilaçları belirli bir zamanda kan akışına veren bir aygıt.
Injection:
(Enjeksiyon) Damar,
doku, kanal veya boşluk içine şırınga aracılığıyla herhangi
bir sıvı (ilaç vb.) verme; zerk; enjeksiyon.
Intramuscular (IM) injection
Kas içine enjeksiyonIntravenous (IV) injection Damar içine enjeksiyon.Subcutaneous injection
Deri altında kaba dokuya enjeksiyon.
Interferon:
Virüsle karşılaşan hücrede
enfeksiyona karşı kendisini koruyucu olarak gelişen protein
yapısında bir madde.
Interleukin:
(interlökin) Vücut
tarafından bırakılan doğal olarak üretilen kimyasal.
Immunodeficiency:
(Bağışıklık
yetersizliği)Kişide herhangi bir sebeple yeterli bağışıklık
oluşamaması hali.
Incidence:
(Insidans)
Oluş veya görülüş
sıklığı; hastalığın görülüş oranı.
Intravenous-access line:
Çeşitli
solüsyonların yada ilaçların direkt olarak kan içerisine
infüzyonunu sağlayan damar içine yerleştirilen ve boruya bağlı
olan içi boş bir metal,
veya plastik tüp.
J
Juvenile myelomonocytic
leukemia:
(Juvenil
myelomonositik lösemi) Kanser hücrelerinin sıklıkla cilt,
akciğer veya bağırsakların dokularına yayıldığı çocukluk çağı
lösemisinin az görülen bir şekli.
K
Kan hücreleri:
Kemik iliğinde üretilen çok
ufak yapılar, kırmızı kan hücreleri, beyaz kan hücreleri ve
trombositlerden oluşur.
Kan Sayımı:
Kan numunesindeki kırmızı ve
beyaz kan hücrelerinin ve trombositlerin sayısı.
Kemik İliği:
Kemik iliği; kemiğin
ortasındaki boşluğu dolduran, beyaz ve kırmızı kan hücrelerini
ve trombositleri üreten yumuşak madde.
Kemik İliği biopsisi ve
aspirasyonu: Kemik
iliği biyopsi ve aspirasyonu. Kemik iliği numunesi
çekmek için kemiğin içine bir iğne sokma prosedürüdür.
L
Leukemia:
(Lösemi)
Kemik iliği ve lenfoid dokularda aşırı lökosit oluşması ve kanda aşırı
lökosit artımı ile belirgin öldürücü hastalık; lösemi.
acute lymphoblastic:
(Akut
lenfoblastik) Genellikle 15 yaşın altındaki çocuklarda
görülen, olgunlaşmamış lenfositler ve onların daha ilkel
şekillerinin artışı ile belirgin akut lösemi.
acute myeloblastic:
(Akut
miyeloblastik) Miyeloblastların artımı ile belirgin, anemi,
granülositopeni ve trombositopeninin de eşlik ettiği akut
lösemi.
chronic myelogenous: (Kronik
myeloid)
Miyelosit ve miyeloblastların artışı ile belirgin, aşırı
granülositoz ve bazen trombositozun da eşlik ettiği kronik
lösemi; kronik miyelositik lösemi (vakaların %90ında lökosit
kültüründe kromozom anomalisi-Filadelfiya kromozomu- görülür.
Leukocyte:
(Akyuvar) Beyaz kan
hücresi; lökosit.
Leukopenia: (Lökopeni)Kanda lökosit sayısının azalışı.
Lymphocytes:
(Lenfosit) Virüsleri öldüren ve yabancı maddelerin saldırısına
karşı savunma yapan beyaz kan hücreleri.
Lymphoid:
(Lenfoid)
Lenf sistemine ait, bir çeşit beyaz kan hücresi.
Aynı zamanda lenfositlerin geliştiği dokuyla ilgili.
M
Metastasize:
(Metastaz) Kanserin bir organdan diğer bir organa
geçmesi; bu şekilde yayılması.
Monoclonal antibodies:
(Monoklonal Antikor )Tanı veya tedavi amacıyla kanser
hücrelerindeki hedefleri bulmaları çiçin özel olarak
tasarlanmış yapay olarak meydana getirilmiş antikorlar.
Myelosuppression:
Kırmızı kan hücrelerinin,
trombositlerin ve bazı beyaz kan hücrelerinin üretiminde
düşüş.
Maintenance therapy:
(Bakım
Tedavisi)
Relapsi
önlemek için remisyonda olan lösemi hastalarına verilen
kemoterapi.
Monocyte:
(Monosit)
Beyaz kan hücresinin bir cinsi; tek çekirdek gösteren iri
lökosit.
Myelodysplastic syndrome:
(Miyelodisplastik
sendrom) Prelösemi olarak da adlandırılan myelodisplastik
sendromlar, kemik iliğinin normal fonksiyonda olmadığı veya
normal kan hücrelerinin yetersiz yapıldığı hastalıklardır. (Bkz.
Preleukemia)
Myelogenous:
(Myeloid)
Beyaz kan hücresinin bir cinsi; kemik iliğinden kaynaklanan,
kemik iliği hücrelerinden gelişen.
Maintenance:
AAL tedavisi için lösemi
protokolünün parçası. Yoğun indüksiyon ve konsolidasyon
fazlarını takip eder ve kalan kanser hücrelerinin yok
edilmesine yardımcı olur.
N
Neutropenia:
(Nötropeni) Bir çeşit beyaz kan hücresi; kanda nötrofil lökositlerin ileri derecede
azalması; granülopeni.
Neutrophils:
(Nötrofil) Kan yoluyla, bakteriyi yok ettikleri enfeksiyon
bölgesine taşınan granülositik beyaz hücrelerin en fazlal
olanları. Sitoplazmasında
nötral boyalarla kolayca boyanan küçük granüller gösteren
parçalı çekirdeğe sahip lökosit cinsi; nötrofil lökosit.
O
Oncologist:
(Onkolog) Kanser
tedavisinde uzmanlaşmış doktor. Bazı onkolojistler belirli bir
kanser tedavisi cinsinde uzmanlaşırlar. Örneğin; radyasyon
onkolojisti kanser tedavisini radyasyonla gerçekleştirmede
ihtisas yapar.
Oncology:
(Onkoloji) Kanser
tedavisi bilimi; tümörlerin sebepleri, gelişimleri, klinik
seyir ve tedavilerini konu alan tıp dalı; onkoloji.
Oncogene:
(Onkogen)
Normalde hücre büyümesini yöneten fakat tahribata uğradığı
(mutasyon) taktirde aynı zamanda kanserin kontrol dışı
gelişmesine yardımcı olabilen ya da izin verebilen hücre
bölümü.
Otolog:
Aynı kişiden.
Otolog Kemik İliği
Nakli:
Kemik
iliğinin bir hastadan çıkarıldığı ve sonra yoğun bir tedavinin
akabinde geri verildiği prosedür.
P
Pathology:
(Patoloji)
Hastalıkların doku ve organlarda meydana getirdiği yapısal ve
görevsel değişiklikleri -makroskopik ve mikroskopik- inceleyen
tıp dalı; patoloji. Patoloji üzerine uzmanlaşmış doktora
patolojist denir.
Petechiae:
(Peteşi) Genellikle düşük
trombosit sayısının neden olduğu deri altındaki küçük kanama
alanları,
kırmızı
lekeler; sıklıkla löseminin bir semptomudur.
Placebo:
(Etkisiz İlaç) Çoğunlukla
klinik denemelerde karşılaştırma için kullanılan
etkisiz madde; hastanın arzusunu tatmin amacıyla verilen
etkisiz ilaç.
Platelet (Plt):
Kandaki pıhtılaşmadan sorumlu
hücreler.
Port – Implanted:
Cerrahi olarak göğüse veya
karına derinin hemen altına yerleştirilen çeyrek ölçülü diske
bağlı kateter. Tüp geniş bir damara ya da artere direkt olarak
kan akışının içine sokulur. Sıvılar, ilaçlar veya kan ürünleri
infüze edilebilir ve diskin içersine takılmış
bir iğne yoluyla kan çekilebilir.
Prognosis:
(Prognoz) Hastalığın muhtemel seyrini, süresini ve
sonuçlarını önceden tahmin etme.
Pediatric:
(Pediyatrik)
Çocuk
hastalıkları ile ilgili.
Peripheral blood stem cell
transplantation: (Periferal
Kan Kök Hücre Transplantasyonu) Kemik iliği nakline benzer bir
prosedürdür.
Doktorlar hasta lösemi hücrelerini yok etmek için yüksek doz
kemoterapi ve radyasyon terapisi almadan önce hastanın
kanından sağlıklı gelişmemiş hücreleri çıkarıp saklarlar.
Tedavi nedeniyle yok edilmiş hücrelerin yerine yeni kan
hücreleri üretebilecek immatüre hücreler hastaya geri verilir
Peripheral stem cell support:
(Perifal
Kök Hücre Desteği) Kanser tedavisi nedeniyle yok olmuş kan
yapıcı hücreleri yerine koyma metodu.
Kemik iliğindekilere benzeyen kandaki bazı hücreler (immatüre
hücreler) tedaviden önce hastanın kanından alınır. Tedaviden
sonra hücreler hastaya geri verilir.
Plasma:
(Plazma)
Kanın sıvı kısımı.
Plasmapheresis:
(Plazmaferez)
Kandan bazı proteinleri alma yöntemi. Plazmaferez, multipl
miyeloma (kahler) hastalarının kanlarından fazla antikorları
almak için kullanılabilir.
Prednisone:
(Prednizon)
Bir ya da daha fazla antikanser ilaç ile birlikte sıklıkla
multipl miyeloma hastalarına verilen bir ilaç. Prednizon
hastalığın vücut üzerindeki etkilerini kontrol etmeye yardımcı
olmada antikanser ilaçlarla birlikte hareket eder.
Preleukemia:
(Prelösemi)
Kemik iliğinin normal fonksiyonunda olmadığı bir durumdur.
Yeteri kadar kan hücresi üretmemektedir. Bu durum
ilerleyebilir ve akut lösemi haline gelebilir. Prelösemi
miyelodisplastik sendrom olarak da adlandırılır.
Prophylaxis:
(Profilaksi)
Hastalığın önlenmesi veya kişinin hastalıklardan korunması;
hastalığın oluşmaması için uygulanan tedavi ve önlemlerin
tümü.
Protocol:
(Protokol) Bir tedavi planı.
Bir çocuğun kanser tedavisi için “reçete”. Alınacak ilaçların,
ne zaman alınacaklarının, ve hangi dozlarda olacağının
taslağını çıkarır. Aynı zamanda prosedürlerin tarihlerini de
içerir (örneğin; kemik iliği aspirasyonu çizelgesi).
Q
R
Radiation therapy:
(Radyoterapi) Kanser hücrelerini öldürmek için yüksek enerjili ışın (x
ışınları gibi) ile tedavi. Radyasyon vücut dışından da
gelebilir (eksternal radyasyon) direkt olarak tümör içine
yerleştirilmiş radyoaktif maddelerden de (implant radyasyon).
Recurrence:
Hastalık belirtilerinin
geçişini takiben yeniden başlaması; hastalığın nüksetmesi;
nüks.
Red blood cells (Erythrocytes):
(Eritrosit)
Dokulara oksijen taşıyan ve onlardan karbondioksiti alan kan
hücreleri.
Relapse:
İyileşmeyi takiben hastalığın
yeniden başlaması; nüksetme; alevlenme,
Remission:
(Remisyon) Hastalık
belirtilerinin hafiflemesi veya kaybolması; hastalık
belirtilerinin hafiflediği veya kaybolduğu devre; özellikle
iki nüks arasında bu nitelikle belirgin devre.
Risk factor:
(Risk Faktörü) Kişide
kanseri geliştirebilecek herhangi bir şey; örneğin, sigara
içmek ve akciğer kanseri.
Rad:
Absorbe edilen
ışın dozu; rad.
Radyasyonun absorbe edilen dozunun ölçü birimi.
S
Side effects:
(Yan Etki) Hastalık
tedavisi için kullanılan ilaçların ikincil etkileri. Tedavi
sağlıklı hücreleri etkilediğinde problemler ortaya çıkar.
Kanser tedavisinin genel yan etkileri; yorgunluk, bulantı,
kusma, düşük kan hücresi sayımları, saç kaybı ve ağız
yaralarıdır.
Stomatitis:
(Mukoza İltihabı) Ağız
boşluğunu çevreleyen mukozanın geçici iltihabı; ağız iltihabı
ve ağrısı.
Stem cells:
(Kök
Hücre)
Kendisinden, olgun hücre oluşturacak olan hücre; öncü hücre.
Tüm kan hücrelerinin geliştiği hücreler.
T
Thrombocytopenia:
(Trombositopeni) Kanda
trombosit sayısının ileri derecede azalışı. Platelet sayısı
çok düşük ise kanama ortaya çıkabilir.
Tissue:
(Doku)
Aynı
cins hücrelerin oluşturduğu küme; doku.
Transformation:
(Transformasyon)
Normal
bir hücrenin değişime uğrayarak habis hale gelmesi.
Tumor marker:
(Tümör Belirliyicisi)
Kanda veya diğer vücut sıvılarında kişinin kanser olduğunu
belirten madde.
T cell:
(Bağışıklık
sistemi hücresi) Enfeksiyonlu hücrelere, yabancı dokulara, ve
kanser hücrelerine saldıran ,timus bezinden türeyen, bir
lenfosit çeşitidir.
Thymus:
(Timüs) Gögüs
kafesinin arkasında akciğerlerin arasına yerleşmiş, lenf
dokusundan yapılı iki loptan ibaret kanalsız küçük bez.
Bağışıklık sisteminde büyük rolü vardır.
U
Undifferentiated::
(Farklılaşmamış) Yapı ve şekil bakımından belli bir görevle
yükümlü doku hücresi haline dönüşmemiş hücre.
V
Virus:
(Virüs) Ancak
elektron mikroskobu aracılığıyla görülebilen süzgeçten
geçebilme yeteneğine sahip bakteriden küçük mikroorganizma;
virüs.
W
White blood cells (WBC):
Beyaz kan
hücresi; akyuvar; lökosit.
White blood count (WBC):
Kan numunesinde
görülen beyaz kan hücrelerin sayısı.
X
X-ray:
Hastalığın teşhis ve
tedavisinde kullanılan yüksek enerjili elektromanyetik
radyasyon. (Bkz.
Radyasyon terapi)
Y
Z

Ana
Sayfa | English |
Francais | E-Mail
| Lösemi nedir?
|